yok
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Nusayrilik inanışı - 2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 10/06/09

MesajKonu: Nusayrilik inanışı - 2   Perş. Haz. 11, 2009 2:04 pm

5. Ziyaretler: Ziyaret yerleri çok önemlidir. Buralar beyaza boyanır ve ayni zamanda ibadet yerleridir. Ziyaret yerleri ya su kenarlarında ya da ağaçlık yerlerdedir. Bu anlayışları eski Fenikelilerden kalan bir inançtır.



Nusayrilerde, şeyhler tabir edilen din islerini organize eden dört ayrı sınıf vardır ki, bunlar onlara göre büyük önem arz etmektedir.



Bunları da sırasıyla söyle sıralayabiliriz;



A- Büyük Şeyh: Ali’nin yeryüzündeki gölgesi durumunda olup, geniş ve büyük bir otoritesi vardır. İnsanüstü gücü bulunduğuna inanılır, bu yüzden büyük itibar görür. Vazifesi, şeyh ve imam adaylarını seçmektir. Her bölgede ancak bir büyük şeyh bulunur.



B- Şeyh: Cemaatin manevi önderleri durumunda bulunan şeyhlerin sayıları çoktur ve atalarının melekler olduğuna inanılır. Melekler onlara hulul etmiştir. Ahret aleminde şefaat hakkına sahiptirler. Merasim ve ziyaretleri idare edip, hastalara dua ederler, onlardan izinsiz doktora bile gidilmez. En güzel ve zengin kızlarla evlenirler ve evleri herkese açıktır. Şeyh olabilmek için şeyh ailesinden gelmek Sart olduğu gibi geniş bir kültüre de sahip olmak zorunludur.



C- Nüvvab: Bir nevi şeyh yardımcısı durumundadırlar. Şeyh olabilmeleri büyük şeyhin kararına bağlıdır. Bunun için geniş bir tecrübeden geçmesi gereklidir, şeyh olabileceği kanaati oluşuğunda bir baksa bölgeye şeyh olarak atanır.



D- İmam: Daha alt tabakadan görevlilerdir.



Nusayriliğe giriş bir kaç merhaleden oluşmaktadır. kadınlar bu mezhebe giremezler. Erkekler ise mezhebe girmekle yükümlüdürler. giriş için, esas Sart ana-babanin Nusayri olmasıdır. Erkek, sağlığı yerinde, 8-10 yasından büyük ve ölümle karsı karsıya kalsa bile sır saklayabilecek kabiliyet ve olgunlukta olmak da Nusayriliğe giriş için gerekli şartlardandır.



Nusayriliğe giriş genel olarak üç merhaleden oluşmaktadır.



sırasıyla bu merhaleleri görmeye çalısalım;



Birinci merhale: Mezhebe girecek yasa gelen çocuğu babası, güvendiği bir nusayriye götürür ve ona tavassut etmesini ister. O şahıs onun manevi babası haline gelerek onu iyice tanır. Çocuğun durumu hakkında şahitler ve şeyhin huzurunda teminat alınır, çocuk eğer sır verirse öldürülür. Daha sonra o kişi çocuğun eğitimini sağlar. Müslümanların gözünde iyi bir Müslüman intibası bırakmak için namaz kılıp, oruç tutmasına özen göstermesi istenir. Zira bu safhada o çocuk bir nevi ilk imtihandan geçmektedir.



Bu ön hazırlık safhasından sonra çocuk, “Meşveret Cemiyeti” adi verilen bir toplantıya alınır ki, bu toplantı şeyhin veya ileri gelen bir Nusayricin evinde yapılır. Çocuk içeri alınır ve nefsini alçaltma, itaatkâr olmanın bir nişanesi olarak, şeyhin ve orada bulunanların ayakkabılarını basına koyar. Uluhiyet sembolü olan bir kadeh şarabi içtikten sonra, o, “Abdu’n-Nur” (Nurun kulu) adini alır. Bu arada a(ayin), m(mim), s(sin) harfleri, manaları anlatılmadan bir mühür seklinde tekrar ettirilir, tekrar el ve ayaklar öpülür. Sonunda da bu merasimin ay, gün ve senesi kaydedilir.



İkinci merhale: İlk merhaleden kırk gün sonra yapılan bu toplantının adi “Melik Cemiyeti”dir. Çok zengin ve görkemli bir toplantıdır. Nakibe, çocuğa tekrar bir kadeh içki sunar ve a(ayin), m(mim), s(sin) harflerinin sırrını öğreterek bunları her gün 500 defa tekrar etmesini emreder. Bu arada “Kitâbül-Mecmu” dan da bazı bölümler kendisine öğretilir.



Üçüncü merhale: Bu ikinciden daha görkemlidir. Nusayriliğe giren çocuk eğer ileri gelen bir aileden veya şeyh ailesinden birisi ise ikinciden yedi ay, eğer haladan birisi ise dokuz ay sonra icra edilir. geniş bir salonda yapılan bu merasim bir hayli kurallara bağlıdır. Salonda ortada büyük şeyhi temsilen bir imam oturur, sağında nakibe, solunda ise necim vardır. Bu sekil ayni zamanda a(ayin), m(mim), s(sin) harflerini yani Ali, Muhammed ve Selman üçlüsünü temsil etmektedir. Nakibin sağında da havarileri temsilen on iki kişi bulunur. Necibin solunda ise yirmi dört kişi yer almaktadır. Bu kişiler Kitâbül-Mecmu’un beş defa tekrar edildiğine şahitlik ederler. Merasimin basında imam tekrar, sır saklayacağına dair söz ister, havariler de onun sözüne şahitlik ederler. Bu sırada on iki havari önlerindeki on iki bardaktan birer yudum içki alırlar, aday da alır ve böylece uluhiyete erilmiş olur.



Nusayrilere göre kutsal kabul edilen bayram ve merasimler şunlardır:



1. Fite (Ramazan) 2. Adhâ (Kurban) 3. Gadir (18 Zilhicce; Hz. Peygamberin Hz. Ali’yi imam tayin ettiğine inanılan gün) 4. Mubahale (21 Zilhicce, Necranli Hristiyanlarla Hz. Muhammed arasındaki lânetleşme olayı) 5. Firak (29 Zilhicce; Hz. Peygamberin Medine’ye hicret ettiği gece Hz. Ali’nin O’nun yatağına yatması) 6. Süre (10 Muharrem; Nusayrilere göre Hz. Hüseyin, Kerbela’da ölmemiş, Hz. Isa gibi göğe çekilmiştir). 7. 9 Rebiulevvel (Hz. Ömer’in sehim edildiği gün) 8. 15 Saban (Selman’ın ölümü) 9. Nevruz ve Mihriban bayramları 10. 24/25 Aralık gecesi Hz. İsa’nın doğumu ve “son yemek” ayini.



Onlar bayramlarda özellikle uluhiyetin sağlanması için şarap içer ve buhur yakarlar. Onlara göre bu hareket bir uluhiyet göstergesidir. Zira şarap kutsaldır.



Nusayriler, burada görüldüğü üzere, kendilerince kutsal kabul ettikleri bir takim bayram ve merasimlere çok bağlıdırlar ve bunları dikkatlice icra ederler. Zira bir çok batıl fırkada görüldüğü gibi, onlar kendi otorite ve ağırlıklarını ancak bu şekildeki resmi ve görkemli merasimlerle ve mensupları huzurundaki söz vermelerle sağlamaktadırlar. Yani bunun ancak ve ancak kolektif surla sağlanabileceği kanaatindedirler. kolektif şuur, bir bakıma oldukça önemli ve zaman zaman da kullanılması lüzumludur. Ancak, bunun bir taassup ve hedef seklinde kullanılması yanlış kanaat ve izlenimlere götürmektedir. Iskamda da bir takim merasim ve kolektif sura götüren vesileler vardır, fakat bunların hiç birisinde esas itibariyle bir aşırılık gözlenmediği gibi daima itidal tavsiye ve tasvibe edilmiştir. Ayrıca akil ve mantık ölçüleri hiç bir sekil ve surette ihmal edilmemiştir. Önemli olan da budur ve bu tür merasimlere taassup ve ifrat-tefritin karışmamasıdır. Ve bu tür merasimlerin hiç bir şekilde hedef ve amaç olarak görülmemesidir.



Nusayrilerin buraya kadar anlatılan inanış, davranış, hal ve hareketleri dikkatlice izlenip göz önüne alındığında, bu mezhebin söz konusu bölgelerde zaman süreci içinde hüküm süren eski dinler ve inanışlardan, özellikle totemcilikten, Sabi ilik’ten, Mecusîlikten, Musevilik ve Hristiyanliktan ve ilkel inanışlardan oldukça büyük oranda etkilendiğini görmek ve müşahede etmek mümkündür. Bu inanış biçimi ve tezahürleri ayni zamanda Bâtınilik perdesi ile de örtülerek bir gizlilik içinde, takdim edilmiştir. Zira, sözü edilen tutarsız görüş ve inanç biçimleri ancak bu şekilde idame ettirilebilmiştir. Dikkat edilirse mezhebe ilk girenden, ilk alınan söz, sır saklama hususudur.



Su ana kadar inançlarını özetlemeye çalıştığımız Nusayriler, aslında inançlarını son derece gizli tutarlar. Öyle ki, büyük bir çoğunluğu inançların tamamı ve sırları hakkında bilgi sahibi olamazlar. Bu, ancak seçkin bir zümreye aittir. Öğretiler uzun bir üyeliğe kabul süreci içinde öğretilir. Bu, ancak uygun görülen 19 yasına basmış erkekler için baslar. Sırlarını, başkalarına açma korkusuyla kadınlara öğretmedikleri gibi, kadınlar ayinlere de katılamazlar. üyeliğe kabul töreni masonların üyeliğe kabul törenlerine şaşırtıcı bir biçimde benzemektedir.



Nusayrilere Fransız işgalcileri Eylül 1920′de Alevî ismini verdiler. Böylece Hz. Ali (r.a)’Nil ismini kullanarak İslami yıkmak daha kolay olacaktı. dolayısıyla o günden bu güne Alevî ismiyle çağrılmayı tercih ettiler. İran’daki Bahailer ve Pakistan’daki Kadiyâniler gibi Nusayriler de emperyalistlerin çikarlari doğrultusunda kendilerine düsen rolü layıkıyla oynamışlar ve bu gün Suriye’de bu rollerini oynamaya devam etmektedirler.



Bu gün Suriye bu insanlar tarafından idare edilmekte olup, tarih boyunca Müslümanları devamlı katletmişlerdir. Sadece 1982 yılında Hama şehrinde gerçekleştirdikleri katliamda otuz bin sivil insan şehit olmuştur.



Sonuç olarak; gerçekte bir mezhep gibi görünmesine rağmen Nusayrilik, ne Hristiyanlikla, ne Yahudilikle, ne de İslam ile ilgisi olmayan; gerek inanç, gerekse ibadet yöntemleriyle ayrı bir din olarak ortaya çıkmaktadır. bunların kâfir, müşrik, mülhide olduklarında bütün Ehil-i sünnet ve Şia uleması ittifak etmiştir. Hatta IBM Teymiyye, bunların kestiklerinin yenilemeyeceğini, kadınlarının nikâh edilemeyeceğini söyledikten sonra; mürtet olduklarından Cizye ödemekle hayat hakkına sahip olamayacaklarını bildirmektedir.



Nusayrilik bu tepkiyi görmesine rağmen bir ara Lübnan’daki Imamiye mezhebi mensupları tarafından Şiî bir mezhep olarak kabul edildi. Nusayrîler Suriye haklinin dörtte biri olmalarına rağmen 1971′den beri ülke yönetimine hakim olmuşlardır. Böylelikle yirmi yıldır bütün ülke diktatör hafız Esas tarafından baskı altında tutulmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://nikomniko.eniyiforum.net
 
Nusayrilik inanışı - 2
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Şaka deiL Gercek İnanılmaz Bişe 10.5 mB'lık Cfg:)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: İslamiyet ve Dünya Dinler :: Orta Doğu Dinleri-
Buraya geçin: